Ana içeriğe atla

gözlerinin içi bana hep böyle gülsün

+çok mu düşünüyorsun beni?
-gerektiği kadar...
+bu kadar zor olmamalı
-efendim
+kendin olmak diyorum, bu kadar zor olmamalı
-neyi kast ettiğini anlamadım
+offf boş ver
-peki...
+bunu diyorum işte, bir sor, bir sorgula, hep kabulleniyorsun
-iyi de sen boş ver demedin mi? şimdi niye kızıyorsun?
+anlamak istemiyorsun beni
-peki hiç düşündün mü acaba ben mi anlatamıyorum kendimi?

hep gülen gözlerinin içi bu kez gülmüyordu, hatta nefret ile bakıyordu suratıma, ben ise yine ne yaptım acaba düşüncesindeydim, bilmeden ne yaptım?

oysa onu ilk Kasım ayında görmüştüm;

soğuk bir havada kıçım kalorifer peteğinin üstünde, ne işim var ulan benim bu anasını siktiğimin yerinde diye düşünüyordum, etrafımdakileri keserken bir yandan da buradan bir an önce nasıl kurtulurum da giderimin hesapları içindeydim...

daha ilk günden geç kalmıştım soktuğumun dersine, üniversite demek böyle dandik bir şeymiş arkadaş, biz neler bekliyorduk ne çıktı...

zaman geçmek bilmiyordu bir türlü, yeni bir ortama girdiğimde hep soğuk gelirdim insanlara, zaten dışarıdan gören beni "ulan ne götü kalkık bir herif bu" derdi, gene o halimi takınmıştım, zaten burada fazla kalmayı da planlamıyordum açıkçası...

pencereden otobüsün kampüse geldiğini gördüm, aklımdan ilk geçen otobüse atlayıp hemen geri dönmekti ama içimden bir ses "otur ulan buraya kadar geldin en azından sınıfı gör" dedi...

otobüs ana baba günü baya kalabalıktı, millet kucak kucağa okula gelmişti, ne var burada niye bu eziyete katlanıyorsunuz diye düşünüyordum ki koridorun ucunda onu gördüm, "tanıyor muyum onu?" bir an midemde kelebekler uçtu, mavi kotu üstüne mavi montunu giymiş ve siyah bir kapüşon takmıştı, yüzü daha önce görmediğim kadar güzeldi, cennetten düşmüş olmalı diye geçirdim aklımdan, önümden öylece geçip gitti...

tek kelime edememiştim ama tek düşüncem vardı "o benim olmalı"

+demek ben anlatamıyorum he? vay be ben de anlatamıyorsam kendimi kimse anlatamaz
-...
+ne o nereye daldın gittin gene
-hatırlıyor musun senle ilk buluşmamızda sana ne söylemiştim?
+ne?
-...

Mert HEPER 04.09.2012

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

sen

senin hepsi, hepsi senin şiirlerin
sadece sen bilmiyorsun...
ben içimde tutuyorum bu deli sevdayı
ve kalbime gömdükçe sevgimi, krizlerim oluyor "kalbim"de irili, ufaklı
sen benim olamayanımsın
olamayan yarım
istesem de olamayacak olanım

Mert HEPER 20.11.2014

içimdeki bu sevda

bir umut var içimde
biliyorum
ülkemde masmavi bir gökyüzü ile sabaha uyanacağız
sen mutlu
ben mutlu
biz mesut
biliyorum bir gün seninle el ele gülümseyeceğiz
yarınlar daha güzel olacak
inanarak yürüyeceğiz
senin sözlerinde hayat bulacak her dileğimiz

bir umut var içimde
biliyorum
en karanlığın dahi bir sonu var
ve sen
ve ben
ve biz
aydınlığa çıkacağız
gözlerinin içi gülecek bana bakarken yeniden
devrim şarkıları söylenecek sokaklarda
saçların rüzgarda dans edecek usulca

bir umut var içimde
yemyeşil gözlerin denizin mavisi ile karışacak
iyot kokusu dolduracak ciğerlerimizi
kumsalda kahkahaları çocukların
içimizde bahar yelleri
sen
ben
biz
yani ikimiz
aşk diye bağıra bağıra şarkı söyleyeceğiz

bir umut var içimde
kalbimin tam ortasında bir umut
umudumun adı sen
umudumun adı ben
umudumun adı biz
içimdeki bu sevda ülkem kadar kutsal
çocuklar kadar temiz

Mert HEPER 18.04.2017

Muhyiddin eski dost

Güldü yüzüme bugün Muhyiddin
Bende ona
Acı acı baktı sonra
"Ne oldu" diye soramadım
Muhyiddin eski dost
Anladı tabi içimi
Bir o anlar zaten
Gerisi yalan anlar
Güldü yüzüme bugün Muhyiddin
Sonra gittim bir çay içtim şekersiz
Martılar uçtu
İyot koktu rıhtım
Ciğerlerimde bir sızı
Muhyiddin gönül hırsızı
Secde edesim geldi
Öyle de sıcak ki
Sıcağa alıştırdılar diye fısıldadı kulağıma
Sonra...
Güldü yüzüme bugün Muhyiddin
Kazak nerede dedim
Acı acı baktı sonra
"Ne oldu" diye soramadım
Muhyiddin eski dost
Eski dosttan post olmaz
Bir o anlar dedim
Anlamadı Muhyiddin
Mert HEPER 14.08.2017