16 Eylül 2012 Pazar

sus

bazen susmak karşındakini daha iyi tanımanı sağlıyor
sus
bırak anlatsın sana
sus
sessizliğin felç etsin karşındakini
içinde, en derindeki sırlarını anlatsın
sen konuşurken sana söyleyemediklerini yüzüne kussun
sus
o konuşsun
en acı kelimeler
tek, tek dökülsün dudaklarından
afyonun patlasın, açılsın kafan o konuştukça
ve sana yapılan ihaneti iyice anla
sus
çünkü sen sustukça o daha patavatsız olacak
daha da güçlendiğini sanacak karşında
oysa
oysa
***
sus
gelecek elbet zamanı konuşmanın
gülümseyeceksin
bazen susmak karşındakini daha iyi tanımanı sağlıyor
bana bunları yapacağını hayal dahi etmiyordum diyeceksin
sus
bırak o kussun
iğrenç"leş"miş duygularını
duygu değil bunlar diyeceksin
sadece orospu bedeninin eksik kalmış duyguları tamlaması
eskiden yaşadığımız sevişmeler ise anlam kayması
***
sus
yağmur yağsın
ıslansın bedenin
o cama koşsun
arap kızı camdan bakmasın artık
seller alıp götürsün seni
dere ağzına yapılmış toplu konut gibi
sus
bırak anlatsın sana
sus
ben onunla hala...
sus
o konuşsun sen sus
bazen susmak karşındakini daha iyi tanımanı sağlıyor

Mert HEPER 16.09.2012

12 Eylül 2012 Çarşamba

Sert Düşüşün Ardından 1

hareketsiz uzanıyorum
buz gibi taşlık kaldırımda
gözlerim uzaklara dalıyor
canım yanıyor
anlayamadı
çekip gitti
anlayamadınız
geçip gittiniz yanımdan
***
inançsızlığı inanç edinmişti
ve inanmıyordu bana
***
renkler ile anlatacaksan insanları siyahı da görmelisin, pembeyi de
laciverti de bilmelisin, maviyi de
ve beyaz...
***
hareketsiz uzanıyorum
canımın içi acıyor
dilimde bir kelime
söyleyemiyorum sesim çıkmıyor
anlayamadı
çekip gitti
anlayamadınız
geçip gittiniz yanımdan
oysa ben...

Mert HEPER 12.07.2010


5 Eylül 2012 Çarşamba

kalmadı sevenim

bazen kaçıp yanına gelmek geçiyor içimden
her şeyi bırakıp gitmek yanına
kendimi dahi bırakmak kuytu bir köşede
unutmak tüm piç, orospu düşüncelerimi
ama kalbim sikişken benim
gelsem yanına diyorum gene seni üzerim
sen benim için üzülme
çünkü ben üzülmeye değmem

Mert HEPER 05.09.2012

4 Eylül 2012 Salı

gözlerinin içi bana hep böyle gülsün

+çok mu düşünüyorsun beni?
-gerektiği kadar...
+bu kadar zor olmamalı
-efendim
+kendin olmak diyorum, bu kadar zor olmamalı
-neyi kast ettiğini anlamadım
+offf boş ver
-peki...
+bunu diyorum işte, bir sor, bir sorgula, hep kabulleniyorsun
-iyi de sen boş ver demedin mi? şimdi niye kızıyorsun?
+anlamak istemiyorsun beni
-peki hiç düşündün mü acaba ben mi anlatamıyorum kendimi?

hep gülen gözlerinin içi bu kez gülmüyordu, hatta nefret ile bakıyordu suratıma, ben ise yine ne yaptım acaba düşüncesindeydim, bilmeden ne yaptım?

oysa onu ilk Kasım ayında görmüştüm;

soğuk bir havada kıçım kalorifer peteğinin üstünde, ne işim var ulan benim bu anasını siktiğimin yerinde diye düşünüyordum, etrafımdakileri keserken bir yandan da buradan bir an önce nasıl kurtulurum da giderimin hesapları içindeydim...

daha ilk günden geç kalmıştım soktuğumun dersine, üniversite demek böyle dandik bir şeymiş arkadaş, biz neler bekliyorduk ne çıktı...

zaman geçmek bilmiyordu bir türlü, yeni bir ortama girdiğimde hep soğuk gelirdim insanlara, zaten dışarıdan gören beni "ulan ne götü kalkık bir herif bu" derdi, gene o halimi takınmıştım, zaten burada fazla kalmayı da planlamıyordum açıkçası...

pencereden otobüsün kampüse geldiğini gördüm, aklımdan ilk geçen otobüse atlayıp hemen geri dönmekti ama içimden bir ses "otur ulan buraya kadar geldin en azından sınıfı gör" dedi...

otobüs ana baba günü baya kalabalıktı, millet kucak kucağa okula gelmişti, ne var burada niye bu eziyete katlanıyorsunuz diye düşünüyordum ki koridorun ucunda onu gördüm, "tanıyor muyum onu?" bir an midemde kelebekler uçtu, mavi kotu üstüne mavi montunu giymiş ve siyah bir kapüşon takmıştı, yüzü daha önce görmediğim kadar güzeldi, cennetten düşmüş olmalı diye geçirdim aklımdan, önümden öylece geçip gitti...

tek kelime edememiştim ama tek düşüncem vardı "o benim olmalı"

+demek ben anlatamıyorum he? vay be ben de anlatamıyorsam kendimi kimse anlatamaz
-...
+ne o nereye daldın gittin gene
-hatırlıyor musun senle ilk buluşmamızda sana ne söylemiştim?
+ne?
-...

Mert HEPER 04.09.2012

3 Eylül 2012 Pazartesi

Emel

hayata bakışın seni sen yapar
seni diğerlerinden ayıran ince bir çizgidir gülüşün
gül
gülüm
gülümse
çünkü sen gülünce
dağlarda açar bir gelincik
bir meltem rüzgarı okşar saçlarını
içi ürperir insanın
***
hiç benim olamayan kadınım
sana aşkım demeye dilim varmıyor
ama elimde değil
içim seni istiyor

Mert HEPER 03.09.2012