Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"unut artık onu"

dişiyle, tırnağıyla kazanılmış
ama sonunda kaybedilmiş bir zafer gibi
benim olan zafer
bir başkasının olmak üzere
tıpkı ülkem gibi
ve o emperyalist güçlerin uşağı
oturup karşımda gözlerimin içine bakarak
"unut artık onu" diyor
tepki veremiyorum
oysa ben inanç ve kanaatimin gereğini yapmalıyım
***
kadınım
soğuk odamda geçti çocukluğum
sobalı evimde
kalorisi düşük kömürler yakardık
kar yağarken her gece
ve karbondioksit gazının bize sis diye yutturulduğu devirlerde
bir dilim kuru ekmek yerdik ama o da şerefimizle
***
kaybetmek için bir şeyler vermeli dedi o kapitalist
bir şeyler verirken de özünü unutturmalı
düzeni böyle kurdu o şerefsiz
yalanlarla bir nesli uyutmalı
***
kadınım
bir bisikletim olmadı hiç benim
gidemedim hayallerimin peşinden uçarcasına
ya da ne bileyim meşin bir topum
koşamadım ardından
hatırlarım bazen top yapardık çöpe atılmış kola kutusundan
istedikleri de oydu
koş bizim markalarımızın ardından
bir keresinde
hava atmak için bir çocuk
getirmişti yerli m…

aşk

sen
yok edilmiş duygularımın
yıkıntıları arasında
kendime dahi söyleyemediğim
en büyük pişmanlığım
seneler sonra dönüp bakınca maziye
irticacı bir yapıya bürünmüştü aşkım
***
oysa en büyük düşman en sessiz olandı
en sessiz olan ise en sensiz olan
***
sen
susturulmuş, bastırılmış bir anıydın artık bende
en yakınıma dahi anlatamadığım
***
oysa cesaretim olsaydı
korkusuz bir bakış olabilseydim
o fakir adamım gözlerindeki
belki her şeyi yeniden kurabilecek gücü bulabilirdik birbirimizde
***
ama aşk olmalıydı her şeyden önce
aşk

Mert HEPER 13.10.2012

gitme

sen benim bitmeyen umudum
hiç solmayan kır çiçeğim
bir gülüşüyle can veren
bir bakışıyla öldüren sevgilim
gitme
gitme ki sürsün bu hiç edilmiş zaman
durmasın bir an
bilirsin gitme diyemem ben senin ardından
ama sen
yine de
gitme

Mert HEPER 01.10.2012